Bu hikayeyi bu şarkıyı dinlerken okuyun: Song Of the Moon
Marcus hayatının aşkıyla neredeyse her gün göz göze gelmesine rağmen, onunla sadece içinden konuşuyordu. Hayatının aşkına, her sabah o duymadan “Günaydın…” diyordu. Gün içinde ona şiirler okuyordu. O çevresinde olduğu sürece hep çok mutlu ve heyecanlıydı. Her gece yatağa sanki onun yanına yatarmış gibi heyecanla giriyordu. Sabah onu göreceğinin heyecanıyla gözlerini aralıyordu… Ama tüm bu aşkına rağmen ona tek bir kelime edebilecek cesareti yoktu. Duygularını ifade edip onu tamamen kaybetmektense, sessizce onu uzaktan sevmeye devam edebilecek kadar büyüktü aşkı! Aşkı o kadar büyüktü ki, tüm bu sessizliğine rağmen, onun kalbine işlemişti…

Bir gün Marcus’un karşısına geçti. Onun ona söylemeye cesaret edemediği her şeyi ve ona olan aşkını büyük bir gururla söyledi! Marcus öylesine büyük bir heyecana kapıldı ki! Yıllardır içten içe sevdiği, onunla yatıp onunla kalktığı aşkıyla artık gerçekten bir aradaydı! Sırdaşı olan Ay’ın yolunu tuttu o gece.

“Bana aşıkmış! O da bana aşıkmış! Ona sarılmak… Tüm tüylerim hale diken diken!…” tüm heyecanı ile Marcus mutluluğunu kelimelere dökerken bir an duruverdi. Ay hiç heyecanlanmamıştı… Yıllardır dertleştiği Ay’ın, hayatında ilk kez ona bir cevap vermesini bekliyordu. Derdini anlatırken Ay’dan hiç cevap beklediği olmamıştı. Dertli insanın tek istediği anlatmaktır ne de olsa. Anlata anlata hafiflemektir… Ama mutlu olan insan, o yükselen enerjisi cevap bulsun ister. Görülmek ister. Mutlu olan insan, mutluluğunun dostunu da mutlu etmesini ister. Marcus’un birden tüm enerjisi düşmüştü. Mutluluğu sanki değersizmiş gibi Ay’ın onu dinlemediğini fark etmişti…

Marcus’un gecenin karanlığında hafif bir dumanla çıkan nefesinin sesi birden coşkulu bir ses içinde eriyip gitti… Dönüp baktığında biraz gerisinde bir yabancı oturmuş çello çalıyordu. Çıkardığı her ses sanki Marcus’un kalbinden çıkıyordu. Öylesine tanıdıktı ki… Marcus sanki kendini dinliyordu.

Marcus şaşkınlık ile adama yaklaştı. Birden müziği durduran adam, üzgün yüzünü duygusallık kaplamış olan Marcus’a:

“Ay senin ona bakarak ne konuştuğunu, ona anlatmamı istedi. Ayın kulakları insanın sesini duymaz. Ayın dili müziktir… Senin söylediklerini ona anlatıyorum… Heyecanla dinliyor! Sizi bir arada görmenin mutluluğuyla parlıyor bu gece!”

Marcus çok heyecanlanmıştı.

“Lütfen devam et!” dedi. Ve aşkla yeniden aya dönerek, yüzünde büyük bir gülümsemeyle çellistin notalarında kendi dediklerini yeniden dinleyerek tekrar tekrar heyecanlandı…

Ay’a Şarkı
Facebooktwitterpinterest

Post navigation